Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor.
Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin umutsuz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye...
Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz boyutlara ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir. Lâkin aradaki uçurum cariyeyi iyice çıkmaza sokar ve kararsız hale getirir. Bir yandan aşkının dayanılmaz baskısı, diğer yandan aradaki devâsâ farkın kendini engellemesi arasında bocalayan cariye Halifenin karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamadığından, yazıyla ilân-ı aşk etmeye karar verir. Ve üç kelimelik bir not yazarak Halife hazretlerinin yatağına bırakır. Notta sadece üç kelime yazılıdır:
"Derdi olan neylesin?"
Akşam çadırına gelip de yatağının üzerinde küçük bir kağıt parçası bulan Yavuz Sultan Selim Han, kağıdı okuyunca bu notu yazanın, çadırını süpüren cariye olduğunu anlar. Ve kâğıdın arkasına cevabını yazar:
"Derdi neyse söylesin."
Kâğıdı aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Bir müddet sonra Cariye temizlik için çadıra geldiğinde ilk iş olarak kâğıdı arar. Kâğıdı bıraktığı yerde duruyor bulur. Kaparcasına kâğıdı alıp okuduğunda heyecanı bir kat daha artar. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye, kâğıdı çevirip dünkü notunun altına şu cümleyi ekler:
"Korkuyorsa neylesin?"
Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar:
"Hiç korkmasın söylesin."
Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir: Aşkını bu akşam halifeye söyleyecek. Ne olacaksa olsun artık. Ve o gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip Halifeyi beklemeye başlar. Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariyeyi kendisini bekler bulur. Cariye, Halifeyi görünce hemen ayağa kalkıp temenna durur. Yavuz Selim Han "Buyurunuz, sizi dinliyorum" deyince, cariye tüm cesaretini toplamaya çalışırken, titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini tutarak kollarını kavuşturur. Heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuştur. Kalbi yerinden fırlarcasına atarken, titrek ve mahcup bir sesle: "Efendim..." der. "Cariyeniz... Size..." ve cümlesini tamamlayamadan yığılıp kalır.
Kalbine sığmayan aşkını söyleyemeden ruhunu teslim eden cariyenin, bu tertemiz aşkı karşısında Koca Halife gözyaşlarını silerek etrafındakilere şöyle der:
"Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin. Zira Aşuk maşukunun Yolunda Olur ve O Yolda Ölür."
Not: Sultan Selim Han ve Cariye arasındaki o diyalogun birde şu şekilde gerçekleştiği söylenir,
Cariye aşkını yüreğine gömmüştü ve o Halife-i Ruy-u Zemin’e söylemeyecek kadar havf ve haya içindeydi.
Bir gün padişah tüm cariyeleri ve ser cariyeyi topladığında, durum değerlendirmesi yaptığında, ser cariyeye sorar:
-Cariyeler arasında bir sorun var mı? diye...
Ser cariye de bir sorunun olmadığını ancak cariyelerden birinin gün geçtikçe zayıflayıp eridiğini söyler.Bunun üzerine Padişah anlamıştır anlıyacağını.O cariyeyi eş olarak alır ve ilk gece hiç yüzünü görmediği Padişahın yüzünü gördüğü anda cariye yere yığılır ve “Aşuk maşukunun Yolunda Olur ve O Yolda Ölür.” sözü tecelli eder….
Bin Yıl Yaşasak Yine Cihan Bu, Gerdiş Bu, Zemin Bu, Asuman Bu!.
Sultan Mehmed Reşad’a mesanesinden bir ameliyat yapılacaktı.
Güçlükle yürüyerek ameliyat masasının önüne gelince ellerini açarak ve kıbleye teveccüh ederek, dokunaklı bir duada bulundu:.
-Ya Rabbi! Milletimin ve memleketimin bütün mukadderatını hayırlara tahvil et! Eğer memleketim ve milletim için muzır olacaksam bu ameliyat masasından beni kaldırma!.. dedi.
Etrafında bulunanlarla helalleştikten sonra ameliyat için cesaret ve metanetle yattı.
Ameliyat başarıyla geçtikten sonra, kendisini tebrike gelenlerin; “Mâşaallah! Büsbütün iyileştiniz. Artık yüz seneden fazla muammer olursunuz!” gibi sözlere Sultan Reşad:
-Ne kadar yaşayacağımızı biz bilemeyiz. Ancak Cenâb-ı Hak bilir. Mukadder ne ise ömrümüz o kadar olur. Yalnız diyebiliriz ki:
Bin Yıl Yaşasak Yine Cihan Bu,
Gerdiş Bu, Zemin Bu, Asuman Bu!.
Sultan Mehmed Reşad Kimdir
Babasi : Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülcemal Kadin Efendi
Dogumu : 2 Kasim 1844
Vefati : 3 Temmuz 1918
Saltanati : 1909 - 1918 (9) sene
Besinci Mehmed Resad Istanbul'da dogdu. Orta boylu, mavi gözlü ve beyaz tenli idi. Siirle de mesgul oldu. Fakirlere ve hastalara çok yardim ederdi. Tarih kitaplarini okumaktan zevk alirdi. Çok kuvvetli bir hafizaya sahipti.Babasi onun tahsiline cok ehemmiyet verdi.Daha ziyade sark ilimleri ile mesgul oldu.Sultan Devrinde idareye hiç tesiri olmuyordu.Daha ziyade devlet pasalarin ellerindeydi. Mesrutiyet ilân edilmis ve Meclis-i Mebusan karari müessir olarak bulunuyordu.Bu devirde 1910 senesinde Arnavutluk isyani bastirildi. 1912'de Balkan Harbi basladi.1914'de Almanlarin safinda, Birinci Dünya Savasina girildi. 1915'de Müttefikler hemen bütün taarruzlari durdurdu. Ingilizler ve Fransizlar Çanakkale'de 130.000 ölü verdiler.1916'da Çanakkale'yi geçemiyeceklerini anlayan Ingiliz ve Fransiz kuvvetleri çekildiler.1917'de yapdan antlasma ile Rusya, Kars,Batum ve Ardahan'dan çekildi. 1918 senesinin Temmuz ayinda Besinci Mehmed Resad vefat etti. Vefatinda 73 yasini geçiyordu. Eyüp Sultan'daki türbesine gömüldü. (Allah rahmet eylesin)
Erkek çocukları : Mehmed Necmeddin,Mehmed Ziyaeddin, Ömer Hilmi.
Kiz çocugu olmamistir.
Kaynak: Osmanli Tarihi
Festo Pnömatiğin, mekanikten yaptığı SmartBird adındaki özgürce uçan martıyı gördünüz mü?
Martı biyolojisi model alınarak geliştirilen bu robot otonom kalkış, manevra ve iniş yetenekleri için sadece tek sürücü kullanıyor.
Mekaniğe can veren pnömatik teknolojilerinin dünyaca ünlü dev markası Festo, Smartbird adını verdiği bir sürpriz ile, Tek sürücü kullanarak manevra, otonom kalkış ve iniş yeteneği olan ve özgürce uçan bir robot martı üretti.
Daha önceleride, yüzen deniz anası, uçan penguen gibi harikalar ile mekanik dünyasında bir mucizeye imza atan Festo, bu kezde motor gücü ile çalışan, ağırlığı 485 gram, kanat açıklığı 2 metre olan bu robot martı sürprizi ile karşımızda. Karbon fiberden oluşan gövde sayesinde kanat çırpışlar neredeyse duyulmuyor.
Uçarken kanatlarını kontrollü bir şekilde kıvırabilmesi, Festo nun martısını "Akıllı" yapıyor. Sadece 23 Watt güç ile uçan Smartbird, sağa sola yukarı ve aşağı manevralarında ise Zigbee adında ki bir radyo sistemi ile çalışıyor. Martı biyolojisi ve Aerodinamiği incelenerek üretilen bu robot martının bir mühendislik harikası olduğunu itiraf ederken, bizim ülkemizde de birgün böyle harikaların yapılacağını umut ediyorum.
Festo Resmi Sitesi: http://www.festo.com/cms/en_corp/11369.htm
Pazarlama Sanatı - Rolls Royce ve Zeka
New York´ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir iş için Avrupa´ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu söyledi.
Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra. “Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok” dedi ve ekledi: Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız”. Adam cebinden Rolls Royce´un anahtarını çıkardı, bankanın müşteri temsilcisine uzattı: “Çok acelem var, uçağa yetişeceğim.” dedi. “kapıdaki Rolls Royce´ umu teminat olarak alabilirsiniz”.
Kredi işlemleri çok hızlı bir bicimde tamamlandı. Banka Rolls Royce otomobili bankanın garajına çektiler, adama da beş bin dolar krediyi verdiler. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yaptı ve bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir is adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrendi.
Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz bucuk doları ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir turlu yenemediği merakının dürtüsüyle sordu: “Sizin, çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim” dedi. “Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duydunuz?” Adam hafifçe gülümsedi: “Siz de bana lütfen söyler misiniz?” dedi. “Böyle lüks bir otomobili, New York´ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz bucuk dolara bırakabilirsiniz?
Para kazanmak sadece çalışma ve hırsla olmaz, zeka da gerekir..
Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra. “Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok” dedi ve ekledi: Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız”. Adam cebinden Rolls Royce´un anahtarını çıkardı, bankanın müşteri temsilcisine uzattı: “Çok acelem var, uçağa yetişeceğim.” dedi. “kapıdaki Rolls Royce´ umu teminat olarak alabilirsiniz”.
Kredi işlemleri çok hızlı bir bicimde tamamlandı. Banka Rolls Royce otomobili bankanın garajına çektiler, adama da beş bin dolar krediyi verdiler. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yaptı ve bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir is adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrendi.
Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz bucuk doları ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir turlu yenemediği merakının dürtüsüyle sordu: “Sizin, çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim” dedi. “Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duydunuz?” Adam hafifçe gülümsedi: “Siz de bana lütfen söyler misiniz?” dedi. “Böyle lüks bir otomobili, New York´ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz bucuk dolara bırakabilirsiniz?
Para kazanmak sadece çalışma ve hırsla olmaz, zeka da gerekir..
SouthWest Hava Yolları - Kabin Görevlisi Uçuş Emniyetini Rap Yaparak Anlatıyor :D
Amerikan havayolu kurumlarından biri olan Southwest Havayolların'nda çalışan bu zenci kabin memurunu, müşterilere emniyet talimatlarını düz ve sıradan hostesler gibi anlatmak yerine kendi stili ile rap muzik yaparak anlatmış, ne de iyi yapmış :)
Insanın işini severek yapması böyle birşey herhalde, hayattan zevk almanın yolunu keşfeden bu görevli, hem işi hemde hobisini birleştirerek çok güzel icrada bulunmuş. Çokta özgün değil mi? Sizce o sıradan bir uçak görevlisi, veya sıradan bir rap şarkıcısı olsa bu kadar sempatik olabilir miydi? İzleyin :)
Prezentabilite - Presentability (Sunumda Şıklık)
Dış görünüş ne kadar önemli?
Eleman arayanların, verdikleri iş ilanlarına mutlaka ekledikleri bir özellik “prezentabl” olmak... Peki, anlamı ne bu kelimenin? Veya güzel ya da çirkin, bakımlı ya da bakımsız olmak iş hayatındaki başarıyı ne derece etkiliyor? Cevapları aradık.
Prezentabl olmak özellikle son yıllarda iş ilanlarının olmazsa olmaz şartı. Eğitiminiz, iş tecrübeniz ne olursa olsun, prezentabl olmazsanız, şu rekabet ortamında bir işte tutunamazsınız. Bu ay üzerinde durmak istediğimiz konu da bu. Yani bu ay "prezantabl olmak ne demek?" ve "dış görünüş iç hayatımız üzerinde ne kadar etkili?" sorularına cevap arıyoruz.
İş ilanlarına göz atıyorsanız görmüşsünüzdür çoğunda aranan en önemli özelliğin "prezentabilite" olduğunu. Gerçekte böyle bir deyiş bilmiyorum ama dilimize Fransızca "presentabl" kelimesinden geçen bu sözcüğün kelimesinin Türk Dil Kurumu'nun sözlüğündeki anlamı "sunulabilir". Kelime, yapı olarak da bir isim. Tanım çok açıklayıcı olmasa da günlük dilde kelime, eli, yüzü düzgün mümkünse güzel ve bakımlı çalışan olarak tarif edilebilir. Bence asıl sorun bu prezantabilite özelliğine kimin karar vereceği. Çünkü sonuçta her insan kendine göre az çok prezentabldır. Kendini çok beğenen, seven bir insanı, siz hiç çekici bulmayabilirsiniz. Ama sonuçta ilanı işveren olduğu için buna karar verecek olan kişi de kesinlikle işveren.
Şimdi beraber bazı ilanlara bir göz atalım: "...Satış ve pazarlama konusunda deneyimli; bilgisayarı iyi kullanabilen; prezantabl bayan elemanlar aranmaktadır..." diyor bir ilan. İlanı veren bir dijital baskı firması. Bir diğer ilan "şık bir teklif" başlığıyla şöyle belirliyor aradığı sekreterin özelliklerini. "Ofis düzenini ve telefon trafiğini idare edebilecek, orta derecede İngilizce bilen, prezentabl, güleryüzlü ve pozitif enerjili..." Yani iş görüşmesi sırasında siz heyecandan titrerken bir yandan da pozitif enerjinizi akıtmanız gerekiyor işverene, güleryüz ise olmazsa olmaz özelliğinizden biri olmalı. Bir süpermarket de satış yöneticileri arıyor. Özellikleri şunlar: "Süpermarket piyasasında deneyimli, portföyü olan, oto ehliyetine sahip ve yine olmazsa olmaz şartımız prezentabl". Bu garip ilanlar listesi uzayıp gidiyor. 21. yüzyılda kişinin en önemli niteliğinin eğitim olması gerekirken, pozitif enerji, prezentabilite gibi kavramlar nedense işverenleri daha da çok ilgilendiriyor.
"Görselliğe dayalı işlerde tabii ki dış görünüş en önemli özellik"
Duygu Başara-Kast Ajans Sahibi
İş görüşmelerinde dış görünüş (her sektöre göre farklılık gösterse de) çok önemli. Bizim sektörde özellikle daha da önem kazanıyor. Çünkü işimiz görselliğe dayalı. Ajansıma hergün onlarca yeni aday, yeni yüz başvuruyor. Reklamlarda rol almak isteyenler, dizilerde görünmek isteyenler, fotomodellik yapmak isteyenler vs. Bu insanlar ajansıma geldiğinde, onlarla ilgilenen asistanlarımın, sekreterimin de hoş görünümde, prezentabl olması gerekiyor. Dolayısıyla bana iş görüşmesine gelen kişilerde de dış görünüşe dikkat etmek zorundayım, Tabii ki zeka, pratik zeka, sempati, pozitif enerji de çok önemli benim için ama biz sektörel mecburiyetlerden dolayı dış görünüşe önem veriyoruz. Siz ne kadar zeki, akıllı, pratik vs. olursanız olun, eğer tipiniz, insanlarda bıraktığınız intiba olumsuzsa bir yere kadar başarılı olabilirsiniz. Bu bir gerçek. Tabii kötü bir şey, farkındayım ama maalesef bu bir gerçek.
"Prezentabl olmak, bence ifade yeteneği"
Gülnaz Arsel-Televizyon Programcısı
Prezentabl olmak, konuyu ne kadar bildiğiniz değil, o konuda ne kadar yaratıcı fikirlere sahip olduğunuz, bilgi birikiminizi hangi yönlerde kullanarak ortak payda sağlayacağınızın göstergesi aslında. Ancak bir şeyi söylemenin 40 farklı yolu olabilir. Burada önemli olan parçaları iyi birleştirmek. Ses tonunuz duruma uygun, kararlı bir tonda çıkıyorsa ve güne uygun, bir tarzı yansıtacak ama abartılı olmayan renklerde ve biçimde giyinmişseniz geriye sadece bilginizi doğru ve gerektiği kadar yansıtmanız kalır. Yani rahatlayabilirsiniz çünkü prezentablsınızdır. Konsantrasyonunuzu sadece anlatacaklrınıza verebilirsiniz. Üzerinde çalışıp geliştirdiğiniz proje zaten yarar sağlayacak bir işse, bu şekilde bir prezentabl olmakla alamayacağınız onay, bitiremeyeceğiniz proje olamaz kanısındayım.
"İş görüşmelerinde asıl önemli olan beyine yapılmış olan yatırımın ölçülmesidir, işte bize yapılan başvurularda kağıt üzerinde yazılı yetkinlikler yetersiz kalır. Yazıda anlatılanların kahramanını görmek, tanımak isteriz. Çünkü yüzyüze görüşmelerde bu yetkinlikleri hayata geçirebilecek biri ile görüşüp görüşmediğimiz ortaya çıkar. Zaten kişi bir iş görüşmesine çağrılıyorsa bu olumludur. Özgeçmişler arasından en temiz bulunan sicillerden biridir bizimkisi. Artık gol atmak ve 90 dakikalık maçta kalabilmek için tek yapacağımız güzel çalım atmaktır. Son çalımda ise temizlik en çok etkileyen unsurdur. Görüşmelerde dış görünüşün içerisine katacağınız ifade yeteneğine gelince; her işte rakiplerinizi açık ara farkla elemenizi sağlar. Güvenli adımlar, güven veren tokalaşmalar, giyiminiz, cümleler arası verdiğiniz esler, makyajınız veya göz temasınız ... Herşey kontrol altındadır. Bol şans"
"İşe makyajsız gelen, soluk görünümlü arkadaşımızı uyardık"
Manolya Küçükkınacı-Yönetici
Her işverenin eleman seçimi konusunda dikkat ettiği unsurlar vardır. Dış görünüşün bu unsurlar arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Dış görünüşüne önem veren bir kişinin profesyonel hayatta, işine, iş arkadaşlarına, çevresine ve en önemlisi kendisine saygı duyduğunu ve iş hayatını ciddiye aldığını düşünüyoruz. Prezentabl olmayı; firmayı temsil edebilme yeteneğine sahip olma, dış görünüşüne, kişisel temizlik ve bakımına önem verme, giyimine profesyonel ortam çerçevesinde özen gösterme olarak tanımlayabiliriz. Biz, firma olarak prezentabl olmak ve dış gorünüşe önem vermek konusunda oldukça hassas bir firmayız. Birlikte çalıştığımız tüm danışman arkadaşlarımız da bu konulara gereken önemi veriyorlar. Müşterilerimiz ve adaylarımızla yakın ilişki içerisinde olduğumuzdan, dış görünüşün iş ortamım olumsuz yönde etkilediğine dair zaman zaman bazı duyumlar alıyoruz. Müşterilerimizden bir vaka aktarmak gerekirse; birebir müşteri ilişkilerini yürüten bir bayanın, makyaj yapmamasından dolayı sağlıksız bir ifadeye sahip olduğu gözlemlenmiş ve yöneticisi tarafindan kendisine yüzüne renk gelmesi ve bakımlı gözükmesi için hafif makyaj yapması tavsiye edilmiştir.
"İş hayatında abartıdan kaçınmak şart"
Sinem Tuncay- İşe Alım Hizmetleri Yöneticisi
İş görüşmelerinde görüşülen kişilerin dış görünümünün, ilk izlenime etkisi, iş görüşmelerinde ve kişilerin değerlendirilmelerinde oldukça büyük önem taşıdığını söylemek mümkün. Ancak dış görünüm derken kişilerin fiziksel özellikleri değil, düzgün, temiz ve iş ortamına uygun kıyafet seçimi, saç şekli, bayanlar için makyaj gibi görünümü belirleyici tarafların dikkate alınması gerekir. Kıyafet seçiminde ise abartıdan kaçınmak, yapılan işe uygun giyinmek, temiz, düzgün görünümlü olmak yeterli olacaktır. Bayanlar için makyajın sade, fazla renkli olmayan, abartısız şekilde yapılması da dikkat edilmesi gereken bir nokta.
Kullanılan "prezentabl" kelimesi tüm bu saydığımız unsurların bir arada olduğu bir dış görünümü ifade etmekte kullanılan bir sözcük. Dış görünümde önemli olan dikkati çekmek değil, iş yaşamıyla uyumlu olabilecek şekilde profesyonel ve düzgün görünümlü olmak ve herhangi bir abartıdan kaçınmaktır. Bazı görüşmelerde karşılaşılan dış görünüm herşeyiyle o kadar dikkat edici ve abartılı ya da özensiz olabiliyor ki, kişiyi değerlendirme aşamasında kendini ifade etmesinden çok dış görüntüsüne dikkat çekmeye çalıştığı izlenimine bile kapılmak mümkün.
“Dış görünüş kişinin kendine gösterdiği özenin bir göstergesidir"
Şükran Tümay-Kariyer Danışmanı
Çok adil olmasa da insanların ilk izlenimlerine dair kararlarını İlk 10 saniyede verdikleri ispat edilmiştir. Dolayısıyla iş görüşmelerinin de karşılıklı bir etkileşim olduğunu düşünürsek kıyafet en azından ilk görüşmelerde kişiselleştirilmemeli. Bu nedenle ilk görüşmede tercih edilecek kıyafet, abartıdan ve kişisellikten uzak olmalı ve genel bir tarzı yansıtmalıdır. Her ne kadar giysiler kişiliği yansıtsa da kişinin ve görüşmenin önüne geçmemeli, etkileşimin ağırlığının sözel iletişimde kalmasına gayret edilmelidir. Çizilmesi gereken güncel ama aşırı moda olmayan bir imaj olmalıdır. Prezentabl olmak güzel veya çirkin olmak anlamına gelmez, herkes kendine gösterdiği özen ile prezentabl olabilir.
Kişinin görüntüsüyle beraber kendisini nasıl sunduğu da son derece önemlidir. Güleryüzlü ve sıcak bir ifade, kendinden emin tavırlar, göz teması ve vücut dilinin etkili kullanımı, kişinin özelliklerini sunumunun en önemli gerekliliklerindendir. Çalışılan sektöre bağlı olarak kılık kıyafetin önemi tabii ki değişir ama kurumsal ortamlardan bahsedecek olursak, kişilerin genelde bir prolotipe uymasının beklendiğini söyleyebilirim. Yaratıcı ve renkli sektörlerde, kişilerin kendilerini giysileri ile ifade etmeleri işlerinin gereği olurken, "plaza insanları"nı genelde tek tip olarak görüyoruz. Böyle olmasının nedenini ise kişilerin görüntülerinin daha çok kurum ve sektör kültürü tarafindan önceden belirlenmiş olmasına bağlayabiliriz.
"Dış görünüşünüz, insanlar üzerinde bıraktığımız intibanın bir bölümüdür"
Arzu Pervizpour-İnsan kaynakları Uzmanı
İş görüşmesine gelen bir adayın o anki görünüşüne göstermiş olduğu özen hem çevresine hem de kendisine olan saygısının bir göstergesidir. Kişinin işe alınmasında tabii ki karakter özellikleri ve işe yeterliliği birincil rol oynar, ancak iş hayatının gereklerinden biri de kişinin bakımlı ve düzenli olmasıdır. Bu doğrultuda, adayın iş görüşmesine ne derece özenli geldiği görüşmeyi yapan kişi üzerinde pozitif bir etki yaratır. Bence, prezentabl olmak kişinin dış görünüş itibariyle temiz, bakımlı ve düzenli olması demektir. Bu, kişinin modayı ne derece yakından takip ettiği veya üzerindeki kıyafeti hangi mağazadan aldığı ile değil, kendisine ve üstüne başına ne derece itina gösterdiği, giydiği kıyafetin ütüsü, temizliği ve bakımı ile ölçülür. Başvurduğu pozisyona göre aday, temiz ve ütülü bir tişört ve pantalonla, pırıl pırıl bir çift ayakkabı ile, temiz ve tıraş olmuş bir şekilde de görüşmeye katılıp ve o işi alabilir. Önemli olan üzerine giydiği kıyafetlerin tamamlayıcı faktör olduğunu unutmamaktır.
Hangi iş dalında çalışırsak çalışalım dış görünüşümüz, insanlar üzerinde bıraktığımız intibanın bir bölümünü oluşturuyor.
"İlk izlenim çok önemlidir"
Esra Çeçen- Halkla İlişkiler Uzmanı
Çalışma hayatında insanların kılık kıyafetlerine özen göstermeleri, bakımlı olmaları, öncelikle kendilerine sonra da karşılanndakilere olan saygılarının ifadesidir. Giyilen kıyafet yerine göre spor da olabilir ancak önemli olan temiz ve bakımlı görünmek ve karşı tarafa kendine ihtimam gösterdiğini belli etmektir. Ben giyim kuşamın yanı sıra konuşma ve davranış şeklinin de önemine inanıyorum. Bir firmayı temsil eden kişinin karşısındakilere sıcak, sempatik ve güleryüzlü yaklaşması çok önemlidir. Bu tür davranışlar karşı tarafta saygı ve güven yaratır. Çalışma arkadaşlarıma firmamızı temsil ederken hep kendilerini "misafirini ağırlayan ev sahibi" yerine koymalarını öneririm. Sonuç olarak prezentabl olmak demek, kişinin kendini ve çalıştığı kurumu en iyi şekilde temsil etmesidir. Bu sebeple de kıyafete, davranışlara ve konuşma şekline -yani genel olarak dış görünüme- dikkat edilmelidir.
"Dış görünüş etiket gibi bir şey"
Mehmet Ağaoğlu-Mimar
Bence sosyal hayatta değil de iş hayatında dış görünüş kesinlikle çok önemli. Çünkü gazetelerdeki ilanlarda bile aranan kişide mutlaka bir çekicilik aranıyor. Herhangi bir iş görüşmesinde insanın kendi tarzını yansıtabilmesi ve karşısındakine o elektriği vermesi şart. Kendi sektörüm olan dekorasyon firmalarından örnek verebilirim. Firmalarda genellikle bir ürün satıldığı için -bu hizmet de olabilir- sonuçta ürün satmak önemli. Bu nedenle de prezentabl olmak gerekir. Bu göz boyamak gibi bir şey. Aslında siz ürünü satan bir animasyonsunuz. Sonuçta bir toplantıya kot pantolon ve kazak yerine ciddi bir takımla katılmak arasında çok fazla fark var.
"Dış görünüşün etkisi iş kolunun durumuna bağlı olarak değişebilir"
İlkay Özer- Yönetici
Karşınızdaki şahsı muhtemelen ilk görüşünüz olduğu için, ilk değerlendirme ancak o an mevcut verilerle mümkün olacaktır. Bunlar fiziksel durum, konuşma ve giyim olarak karşımıza çıkar. Söz konusu şahsı tanıdıkça bu etkenler önceliklerdeki yerini diğer manevi değerlere bırakabilir. "Dış görünüş, iş hayatını etkiliyor mu?" sorusuna "Tamamıyla etkiliyor" demek imkansız, iş kolunun durumuna bağlı olarak etkinin kuvveti değişebilir. Bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olay var. Diyalog, eşimle bakıcı bulan ajans arasında geçiyor. Gösterilen birkaç adaydan sonra ajans yetkilisine eşim "başka adayınız var mı?"diye soruyor ve karşılık olarak "Evet aslında bir tane daha var. Ancak bir kusuru var. Çok güzel" diyor. Eşim anlamayınca yetkili: "Pek çok hanım evinde malum sebeplerden güzel bakıcı çalıştırmak istemiyor da..." diyor.
(Kaynak: Elele)
Eleman arayanların, verdikleri iş ilanlarına mutlaka ekledikleri bir özellik “prezentabl” olmak... Peki, anlamı ne bu kelimenin? Veya güzel ya da çirkin, bakımlı ya da bakımsız olmak iş hayatındaki başarıyı ne derece etkiliyor? Cevapları aradık.
Prezentabl olmak özellikle son yıllarda iş ilanlarının olmazsa olmaz şartı. Eğitiminiz, iş tecrübeniz ne olursa olsun, prezentabl olmazsanız, şu rekabet ortamında bir işte tutunamazsınız. Bu ay üzerinde durmak istediğimiz konu da bu. Yani bu ay "prezantabl olmak ne demek?" ve "dış görünüş iç hayatımız üzerinde ne kadar etkili?" sorularına cevap arıyoruz.
İş ilanlarına göz atıyorsanız görmüşsünüzdür çoğunda aranan en önemli özelliğin "prezentabilite" olduğunu. Gerçekte böyle bir deyiş bilmiyorum ama dilimize Fransızca "presentabl" kelimesinden geçen bu sözcüğün kelimesinin Türk Dil Kurumu'nun sözlüğündeki anlamı "sunulabilir". Kelime, yapı olarak da bir isim. Tanım çok açıklayıcı olmasa da günlük dilde kelime, eli, yüzü düzgün mümkünse güzel ve bakımlı çalışan olarak tarif edilebilir. Bence asıl sorun bu prezantabilite özelliğine kimin karar vereceği. Çünkü sonuçta her insan kendine göre az çok prezentabldır. Kendini çok beğenen, seven bir insanı, siz hiç çekici bulmayabilirsiniz. Ama sonuçta ilanı işveren olduğu için buna karar verecek olan kişi de kesinlikle işveren.
Şimdi beraber bazı ilanlara bir göz atalım: "...Satış ve pazarlama konusunda deneyimli; bilgisayarı iyi kullanabilen; prezantabl bayan elemanlar aranmaktadır..." diyor bir ilan. İlanı veren bir dijital baskı firması. Bir diğer ilan "şık bir teklif" başlığıyla şöyle belirliyor aradığı sekreterin özelliklerini. "Ofis düzenini ve telefon trafiğini idare edebilecek, orta derecede İngilizce bilen, prezentabl, güleryüzlü ve pozitif enerjili..." Yani iş görüşmesi sırasında siz heyecandan titrerken bir yandan da pozitif enerjinizi akıtmanız gerekiyor işverene, güleryüz ise olmazsa olmaz özelliğinizden biri olmalı. Bir süpermarket de satış yöneticileri arıyor. Özellikleri şunlar: "Süpermarket piyasasında deneyimli, portföyü olan, oto ehliyetine sahip ve yine olmazsa olmaz şartımız prezentabl". Bu garip ilanlar listesi uzayıp gidiyor. 21. yüzyılda kişinin en önemli niteliğinin eğitim olması gerekirken, pozitif enerji, prezentabilite gibi kavramlar nedense işverenleri daha da çok ilgilendiriyor.
"Görselliğe dayalı işlerde tabii ki dış görünüş en önemli özellik"
Duygu Başara-Kast Ajans Sahibi
İş görüşmelerinde dış görünüş (her sektöre göre farklılık gösterse de) çok önemli. Bizim sektörde özellikle daha da önem kazanıyor. Çünkü işimiz görselliğe dayalı. Ajansıma hergün onlarca yeni aday, yeni yüz başvuruyor. Reklamlarda rol almak isteyenler, dizilerde görünmek isteyenler, fotomodellik yapmak isteyenler vs. Bu insanlar ajansıma geldiğinde, onlarla ilgilenen asistanlarımın, sekreterimin de hoş görünümde, prezentabl olması gerekiyor. Dolayısıyla bana iş görüşmesine gelen kişilerde de dış görünüşe dikkat etmek zorundayım, Tabii ki zeka, pratik zeka, sempati, pozitif enerji de çok önemli benim için ama biz sektörel mecburiyetlerden dolayı dış görünüşe önem veriyoruz. Siz ne kadar zeki, akıllı, pratik vs. olursanız olun, eğer tipiniz, insanlarda bıraktığınız intiba olumsuzsa bir yere kadar başarılı olabilirsiniz. Bu bir gerçek. Tabii kötü bir şey, farkındayım ama maalesef bu bir gerçek.
"Prezentabl olmak, bence ifade yeteneği"
Gülnaz Arsel-Televizyon Programcısı
Prezentabl olmak, konuyu ne kadar bildiğiniz değil, o konuda ne kadar yaratıcı fikirlere sahip olduğunuz, bilgi birikiminizi hangi yönlerde kullanarak ortak payda sağlayacağınızın göstergesi aslında. Ancak bir şeyi söylemenin 40 farklı yolu olabilir. Burada önemli olan parçaları iyi birleştirmek. Ses tonunuz duruma uygun, kararlı bir tonda çıkıyorsa ve güne uygun, bir tarzı yansıtacak ama abartılı olmayan renklerde ve biçimde giyinmişseniz geriye sadece bilginizi doğru ve gerektiği kadar yansıtmanız kalır. Yani rahatlayabilirsiniz çünkü prezentablsınızdır. Konsantrasyonunuzu sadece anlatacaklrınıza verebilirsiniz. Üzerinde çalışıp geliştirdiğiniz proje zaten yarar sağlayacak bir işse, bu şekilde bir prezentabl olmakla alamayacağınız onay, bitiremeyeceğiniz proje olamaz kanısındayım.
"İş görüşmelerinde asıl önemli olan beyine yapılmış olan yatırımın ölçülmesidir, işte bize yapılan başvurularda kağıt üzerinde yazılı yetkinlikler yetersiz kalır. Yazıda anlatılanların kahramanını görmek, tanımak isteriz. Çünkü yüzyüze görüşmelerde bu yetkinlikleri hayata geçirebilecek biri ile görüşüp görüşmediğimiz ortaya çıkar. Zaten kişi bir iş görüşmesine çağrılıyorsa bu olumludur. Özgeçmişler arasından en temiz bulunan sicillerden biridir bizimkisi. Artık gol atmak ve 90 dakikalık maçta kalabilmek için tek yapacağımız güzel çalım atmaktır. Son çalımda ise temizlik en çok etkileyen unsurdur. Görüşmelerde dış görünüşün içerisine katacağınız ifade yeteneğine gelince; her işte rakiplerinizi açık ara farkla elemenizi sağlar. Güvenli adımlar, güven veren tokalaşmalar, giyiminiz, cümleler arası verdiğiniz esler, makyajınız veya göz temasınız ... Herşey kontrol altındadır. Bol şans"
"İşe makyajsız gelen, soluk görünümlü arkadaşımızı uyardık"
Manolya Küçükkınacı-Yönetici
Her işverenin eleman seçimi konusunda dikkat ettiği unsurlar vardır. Dış görünüşün bu unsurlar arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Dış görünüşüne önem veren bir kişinin profesyonel hayatta, işine, iş arkadaşlarına, çevresine ve en önemlisi kendisine saygı duyduğunu ve iş hayatını ciddiye aldığını düşünüyoruz. Prezentabl olmayı; firmayı temsil edebilme yeteneğine sahip olma, dış görünüşüne, kişisel temizlik ve bakımına önem verme, giyimine profesyonel ortam çerçevesinde özen gösterme olarak tanımlayabiliriz. Biz, firma olarak prezentabl olmak ve dış gorünüşe önem vermek konusunda oldukça hassas bir firmayız. Birlikte çalıştığımız tüm danışman arkadaşlarımız da bu konulara gereken önemi veriyorlar. Müşterilerimiz ve adaylarımızla yakın ilişki içerisinde olduğumuzdan, dış görünüşün iş ortamım olumsuz yönde etkilediğine dair zaman zaman bazı duyumlar alıyoruz. Müşterilerimizden bir vaka aktarmak gerekirse; birebir müşteri ilişkilerini yürüten bir bayanın, makyaj yapmamasından dolayı sağlıksız bir ifadeye sahip olduğu gözlemlenmiş ve yöneticisi tarafindan kendisine yüzüne renk gelmesi ve bakımlı gözükmesi için hafif makyaj yapması tavsiye edilmiştir.
"İş hayatında abartıdan kaçınmak şart"
Sinem Tuncay- İşe Alım Hizmetleri Yöneticisi
İş görüşmelerinde görüşülen kişilerin dış görünümünün, ilk izlenime etkisi, iş görüşmelerinde ve kişilerin değerlendirilmelerinde oldukça büyük önem taşıdığını söylemek mümkün. Ancak dış görünüm derken kişilerin fiziksel özellikleri değil, düzgün, temiz ve iş ortamına uygun kıyafet seçimi, saç şekli, bayanlar için makyaj gibi görünümü belirleyici tarafların dikkate alınması gerekir. Kıyafet seçiminde ise abartıdan kaçınmak, yapılan işe uygun giyinmek, temiz, düzgün görünümlü olmak yeterli olacaktır. Bayanlar için makyajın sade, fazla renkli olmayan, abartısız şekilde yapılması da dikkat edilmesi gereken bir nokta.
Kullanılan "prezentabl" kelimesi tüm bu saydığımız unsurların bir arada olduğu bir dış görünümü ifade etmekte kullanılan bir sözcük. Dış görünümde önemli olan dikkati çekmek değil, iş yaşamıyla uyumlu olabilecek şekilde profesyonel ve düzgün görünümlü olmak ve herhangi bir abartıdan kaçınmaktır. Bazı görüşmelerde karşılaşılan dış görünüm herşeyiyle o kadar dikkat edici ve abartılı ya da özensiz olabiliyor ki, kişiyi değerlendirme aşamasında kendini ifade etmesinden çok dış görüntüsüne dikkat çekmeye çalıştığı izlenimine bile kapılmak mümkün.
“Dış görünüş kişinin kendine gösterdiği özenin bir göstergesidir"
Şükran Tümay-Kariyer Danışmanı
Çok adil olmasa da insanların ilk izlenimlerine dair kararlarını İlk 10 saniyede verdikleri ispat edilmiştir. Dolayısıyla iş görüşmelerinin de karşılıklı bir etkileşim olduğunu düşünürsek kıyafet en azından ilk görüşmelerde kişiselleştirilmemeli. Bu nedenle ilk görüşmede tercih edilecek kıyafet, abartıdan ve kişisellikten uzak olmalı ve genel bir tarzı yansıtmalıdır. Her ne kadar giysiler kişiliği yansıtsa da kişinin ve görüşmenin önüne geçmemeli, etkileşimin ağırlığının sözel iletişimde kalmasına gayret edilmelidir. Çizilmesi gereken güncel ama aşırı moda olmayan bir imaj olmalıdır. Prezentabl olmak güzel veya çirkin olmak anlamına gelmez, herkes kendine gösterdiği özen ile prezentabl olabilir.
Kişinin görüntüsüyle beraber kendisini nasıl sunduğu da son derece önemlidir. Güleryüzlü ve sıcak bir ifade, kendinden emin tavırlar, göz teması ve vücut dilinin etkili kullanımı, kişinin özelliklerini sunumunun en önemli gerekliliklerindendir. Çalışılan sektöre bağlı olarak kılık kıyafetin önemi tabii ki değişir ama kurumsal ortamlardan bahsedecek olursak, kişilerin genelde bir prolotipe uymasının beklendiğini söyleyebilirim. Yaratıcı ve renkli sektörlerde, kişilerin kendilerini giysileri ile ifade etmeleri işlerinin gereği olurken, "plaza insanları"nı genelde tek tip olarak görüyoruz. Böyle olmasının nedenini ise kişilerin görüntülerinin daha çok kurum ve sektör kültürü tarafindan önceden belirlenmiş olmasına bağlayabiliriz.
"Dış görünüşünüz, insanlar üzerinde bıraktığımız intibanın bir bölümüdür"
Arzu Pervizpour-İnsan kaynakları Uzmanı
İş görüşmesine gelen bir adayın o anki görünüşüne göstermiş olduğu özen hem çevresine hem de kendisine olan saygısının bir göstergesidir. Kişinin işe alınmasında tabii ki karakter özellikleri ve işe yeterliliği birincil rol oynar, ancak iş hayatının gereklerinden biri de kişinin bakımlı ve düzenli olmasıdır. Bu doğrultuda, adayın iş görüşmesine ne derece özenli geldiği görüşmeyi yapan kişi üzerinde pozitif bir etki yaratır. Bence, prezentabl olmak kişinin dış görünüş itibariyle temiz, bakımlı ve düzenli olması demektir. Bu, kişinin modayı ne derece yakından takip ettiği veya üzerindeki kıyafeti hangi mağazadan aldığı ile değil, kendisine ve üstüne başına ne derece itina gösterdiği, giydiği kıyafetin ütüsü, temizliği ve bakımı ile ölçülür. Başvurduğu pozisyona göre aday, temiz ve ütülü bir tişört ve pantalonla, pırıl pırıl bir çift ayakkabı ile, temiz ve tıraş olmuş bir şekilde de görüşmeye katılıp ve o işi alabilir. Önemli olan üzerine giydiği kıyafetlerin tamamlayıcı faktör olduğunu unutmamaktır.
Hangi iş dalında çalışırsak çalışalım dış görünüşümüz, insanlar üzerinde bıraktığımız intibanın bir bölümünü oluşturuyor.
"İlk izlenim çok önemlidir"
Esra Çeçen- Halkla İlişkiler Uzmanı
Çalışma hayatında insanların kılık kıyafetlerine özen göstermeleri, bakımlı olmaları, öncelikle kendilerine sonra da karşılanndakilere olan saygılarının ifadesidir. Giyilen kıyafet yerine göre spor da olabilir ancak önemli olan temiz ve bakımlı görünmek ve karşı tarafa kendine ihtimam gösterdiğini belli etmektir. Ben giyim kuşamın yanı sıra konuşma ve davranış şeklinin de önemine inanıyorum. Bir firmayı temsil eden kişinin karşısındakilere sıcak, sempatik ve güleryüzlü yaklaşması çok önemlidir. Bu tür davranışlar karşı tarafta saygı ve güven yaratır. Çalışma arkadaşlarıma firmamızı temsil ederken hep kendilerini "misafirini ağırlayan ev sahibi" yerine koymalarını öneririm. Sonuç olarak prezentabl olmak demek, kişinin kendini ve çalıştığı kurumu en iyi şekilde temsil etmesidir. Bu sebeple de kıyafete, davranışlara ve konuşma şekline -yani genel olarak dış görünüme- dikkat edilmelidir.
"Dış görünüş etiket gibi bir şey"
Mehmet Ağaoğlu-Mimar
Bence sosyal hayatta değil de iş hayatında dış görünüş kesinlikle çok önemli. Çünkü gazetelerdeki ilanlarda bile aranan kişide mutlaka bir çekicilik aranıyor. Herhangi bir iş görüşmesinde insanın kendi tarzını yansıtabilmesi ve karşısındakine o elektriği vermesi şart. Kendi sektörüm olan dekorasyon firmalarından örnek verebilirim. Firmalarda genellikle bir ürün satıldığı için -bu hizmet de olabilir- sonuçta ürün satmak önemli. Bu nedenle de prezentabl olmak gerekir. Bu göz boyamak gibi bir şey. Aslında siz ürünü satan bir animasyonsunuz. Sonuçta bir toplantıya kot pantolon ve kazak yerine ciddi bir takımla katılmak arasında çok fazla fark var.
"Dış görünüşün etkisi iş kolunun durumuna bağlı olarak değişebilir"
İlkay Özer- Yönetici
Karşınızdaki şahsı muhtemelen ilk görüşünüz olduğu için, ilk değerlendirme ancak o an mevcut verilerle mümkün olacaktır. Bunlar fiziksel durum, konuşma ve giyim olarak karşımıza çıkar. Söz konusu şahsı tanıdıkça bu etkenler önceliklerdeki yerini diğer manevi değerlere bırakabilir. "Dış görünüş, iş hayatını etkiliyor mu?" sorusuna "Tamamıyla etkiliyor" demek imkansız, iş kolunun durumuna bağlı olarak etkinin kuvveti değişebilir. Bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olay var. Diyalog, eşimle bakıcı bulan ajans arasında geçiyor. Gösterilen birkaç adaydan sonra ajans yetkilisine eşim "başka adayınız var mı?"diye soruyor ve karşılık olarak "Evet aslında bir tane daha var. Ancak bir kusuru var. Çok güzel" diyor. Eşim anlamayınca yetkili: "Pek çok hanım evinde malum sebeplerden güzel bakıcı çalıştırmak istemiyor da..." diyor.
(Kaynak: Elele)
Subliminal Advertising - Bilinçaltı Reklam ve Pazarlama
İşin korkunç yanı bilinçaltının tüm görüntü, ses, resimleri kaydetme özelliği 1900’lardan beri insanları yönlendirmek için kullanılıyor. Nasıl mı?
1900’lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü illüzyon gösterisi yaparken bilincin farkında olmadığı “hissedilemez gölge” ler kullanarak aynı uzunluktaki iki çizgiyi seyircilerin farklı algılamasını sağlamıştı.
1957 yılında market araştırmacısı James Vicary sinema ekranında çok hızlı bir şekilde parlayan mesajların insanların gıda üzerindeki tercihlerini etkilediğini belirtti. Ve ilk olarak “bilinçaltı reklam” (subliminal advertisement) tanımlamasını kullandı. Vicary, yaptığı araştırmada takistoskop adı verilen cihazla filmlerin arasına “Caca Cola İç” “Patlamış Mısır Ye” mesajları yerleştirdi. Bu mesajlar saniyenin 1/3000 kadar kısa bir sürede görünüyor ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu. Bu filmin arkasından New Jersey’deki Cola satışlarının % 18.1 ile % 57.5 arasında arttığı gözlemlendi.
Bu araştırmanın ardından “bilinçaltı reklam ve yönlendirme” filmlerde, reklamlarda, dergilerde sık sık kullanılmaya başlandı. Mesela 5 Temmuz 1971 tarihinde Time’ın arka kapağında Gilbey’s London Dry Gin adlı bir markanın reklamı vardı. Reklamda bardaktaki buzlar üzerinde ‘sex’ yazıyordu. Bu reklam sayesinde Gilbey’s’in 1.5 milyon dolarlık satış yaptığı tespit edildi.. Reklamla ilgili yapılan araştırmada deneklere reklamın kendilerinde ne gibi bir etki uyandırdığı soruldu. Deneklerin yüzde 60’ı bu etkiyi ‘doyuma ulaşma’, ‘sex düşkünlüğü’, ‘heyecanlanma’, ‘romantizm’, ‘duyguları okşayıcı’ gibi ifadelerle tanımladı. Reklamın gizli mesaj içermeyen versiyonu ise denekler tarafından bu şekilde tanımlanmadı.
Bir grup psikolog ve yazar konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsane olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli mesaj içeren reklama beyin daha farkı ve fazla tepki verdiği gözlemlendi ve bu yöntemin etkisi kanıtlanmış oldu.
Bilinçaltı reklamlarının etkisinin kanıtlanmasının ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı ve diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı. Ülkemizde RTÜK bilinçaltı reklamı “Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar” olarak tanımlamıştır. Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve bilinçaltı reklamı da yasaklamıştır. 3984 sayılı yasanın 20. maddesi, "Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, bilinçaltı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini" hükme bağlamıştır. Radyo ve Televizyon Kuruluşları Reklam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre de, "Yayınlarda gizli reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır."
Türkiye’de ve dünyanın bir çok yerinde bilinçaltı reklam yasaklanmıştır ama tüm reklamları, filmleri bilinçaltı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.
Bilinçaltı reklamlarında en çok iki nokta üzerine vurgu yapılmaktadır: “ölüm” ve “sex” yada “cinsellik”. Nedeni ise bilinçaltının “doğum” ve “ölüm” arketiplerine çok daha fazla duyarlı olması. Kısacası beyin, bu iki olaya daha fazla tepki veriyor. Sex mesajı doğum arketipinde, kill mesajı da ölüm arketipinde karşılanıyor. Mesela Kuzuların Sessizliği filminin kapağındaki kelebeğin üzerinde bir iskelet kafası var. Bu iskelet kafasının içinde ise çıplak kadın figürleri bunuyor. Yani doğum ve ölüm arketipleri birlikte kullanılarak etki arttırılmaya çalışılıyor.
TV’de ya da sinemada kullanılan diğer bir bilinçaltı tekniği de 25 ve 25. kare tekniği. Gördüğümüz bir anlık bir görüntü 655 satır ve frame denilen 24 küçücük kareden oluşuyor. Her 24 kare ise -bu sinemada 25’dir- bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de ´control-track´ denilen aralık vardır. İşte bu aralıktan görüntüler kesilip aralarına başka görüntüler atılıyor.
Bizim ülkemiz açısından üzücü olan durum ise kendi izlediğimiz ya da çocuklarımıza izlettiğimiz her dizi ve filmde bilinçaltımıza her türlü bilinçaltı yöntemi ile seks ve cinsellik temalarının kazınmasıdır. Özellikle Disney yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın bilinçaltına kazımıştır.
Örnekleri ise şöyle:
Kurtarıcı (Rescuer) adlı çizgi filmde bir anda parlayıp sönen çıplak kadın resimleri ekrana yansıtılmıştır.
Alaaddin çizgi filminde ise “evet gençler soyunun” (good teenagers take of clothes) sesi hipnotik bir tonda gizli olarak tekrarlanmaktadır.
Aslan Kral (The Lion King) adlı meşhur çizgi filmde yıldızlarla gökyüzüne “sex” kelimesi yazılmıştır.
Jessica Rabbit (Who Framed Roger Rabbit) çizgi filminde filmin kahramanı Jessicanın kaçış sahnesinde eteği açılıyor ve kahramanın iç çamaşırsız olduğu görülüyor.
Küçük Denizkızı (The Little Mermaid) çizgi filminin kapağında erkek cinsel organı gizli bir şekilde resmediliyor.
Reklamlardaki ve filmlerdeki başlıca bilinçaltı uygulamaları ise şöyle:
Camel’in logosunda kullandığı deve resminin sağ ayağında çıplak bir adam resmi bulunuyor. Yine Camel’in Smooth Karakter adlı tiplemesinde cinsellik tema olarak bilinçaltına kazınıyor.
Cola çeşitli yıllarda hazırladığı reklamlarda cinsellik öğesini kullanıyor. Bunlardan dikkat çekici olanı Feel the Curves (kıvrımları hisset) reklamında Colanın yanında yer alan buz tanelerinin arasında bir çocuğun erkek cinsel organına doğru ağzını uzatmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir reklamda ise kutu Colanın üzerinde buzlarla çıplak bir kadın figürü oluşturulmuştur.
Pepsi ise kutu kola tasarımında “sex” yazısını gizlice çizgilerin arasına gömmüş ve bu şekilde satışlarını arttırmıştır.
Dövüş Kulübü (The Fight Club) filminde 25. kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir. Daha dehşet verici olanı ise filmin kapanış sahnesinde erkek cinsel organının gösterilmesidir.
Yukarıda bahsedilen örnekler tespit edilenlerdir. Kimbilir tespit edemediğimiz ve bilinçaltımıza cinsellik tohumlarını eken kaç film ve reklam vardır. Kendimizi ve çocuklarımızı dışarıdan ihraç edilen filmlerden ve dizilerden uzak tutmanın, sineme keyfine bir süreliğine ara verip evimizdeki TV’leri kapatmanın vakti geldi de geçiyor.
Van Gölü Canavarı Filmini İzle, Efsane Van Gölü Canavarı Film Oluyor
Yönetmenliğini Bünyamin Yaşar, yapımcılığını ise Mustafa Çetin'in yaptığı 'Van Gölü Canavarı' filminin çekimlerine başlandı. Başrollerini Nazif Çetin, Levent Aras ve Emin Hangül oynadığı filmin senaryosu Hüseyin Kırca ve Pervin Bozan tarafından yazıldı.
>>> Konunun devamı için TIKLAYINIZ
Google Chrome 9 - Son Sürüm Google Tarayıcısı
Google, tarayıcısı Chrome'u yeni sürümlere atlatmak için tam gaz yoluna devam ediyor. Şimdi de tarayıcının dokuzuncu sürümü, yani Chrome 9 hazır ve indirilmeye sunuldu bile.
9.0.597.84 sürüm numarasıyla kullanıcılara sunulan Chrome 9, bazı güvenlik güncellemelerinin yanı sıra, önemli birkaç yenilik de içeriyor. Bu yenilikleri kısaca sizlere tanıtmaya çalışalım...
PROGRAMI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Chrome 9 ile birlikte, WebGL desteği artık açık olarak geliyor. Bu sayede, WebGL tabanlı pek çok seçeneğe ulaşma şansınız oluyor. Örneğin insan vücüdu için Google Earth olarak tanıtılan Body Browser'a ya da WebGL Aquarium'a mutlaka göz atmanızı öneriyoruz.
Diğer bir yenilik ise, aramalarda kullanıcıya yardımcı olmayı amaçlayan Google Instant özelliğinin artık adres çubuğuna da entegre edilmiş olması. Ancak bu özellik başlangıçta açık larak gelmiyor.
Açmak için seçeneklere girip ilgili seçeneği aktif hale getirmeniz gerekecek.
Dikkat çeken üçüncü yenilik ise Cloud Print adını taşıyor. Bu özellik sayesinde, doğrudan bağlantınız bulunmayan bir yazıcıdan bile, internet üzerinden çıkış alma şansınız oluyor. Bu özelliğe de yine seçeneklerden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: (chip.com.tr)






